Başbakan Erdoğan'ın İnönü ile ilgili sözlerine torunu CHP Milletvekili Bilgehan, Erdoğan'ın 10 ay ceza aldığı şiirle yanıt verdi. - Gülsün Bilgehan, Ayşe Gülsün Bilgehan, CHP Ankara Milletvekili

Başbakan Erdoğan'ın İnönü ile ilgili sözlerine torunu CHP Milletvekili Bilgehan, Erdoğan'ın 10 ay ceza aldığı şiirle yanıt verdi.

gulsunbilgehan-chp-kadin-kollari-2Referandumdan bu yana siyasetin önemli polemik konularından biri hep İsmet İnönü oldu. Erdoğan meydanlarda İnönü'yü Hitler'e benzetti, Cumhuriyet dönemi uygulamalardan bahsetti.

CHP'nin de karşılık verdiği bu iddialar hükümet programının açıklandığı Meclis toplantısında bir kez daha gündeme geldi. Başbakan Erdoğan İsmet Paşa yüzünden Türkiye'nin ödediği bedellerden bahsetti, camilerin ahır olarak kullanıldığını söyledi.

Erdoğan bu sözleri söylerken Meclis'te önemli bir isim de bulunuyor. İsmet Paşa'nın torunu Gülsün Bilgehan. 

Başbakan'ın son konuşmasını dinleyen CHP Ankara milletvekili Bilgehan bu iddialara "Artık yeter" diye isyan etti. Başbakan'ın İnönü kamuflajı altında aslında Atatürk'ü hedef aldığını ileri süren Bilgehan, "Başbakan Erdoğan'ın babası, ağabeyi hayatta kaldıysa, bugün camilerde 5 vakit ezan okunuyorsa bunu 2. Dünya Savaşına girmeyen İnönü'ye borçludur" dedi.

Başbakan'ın ceza yediği şiire gönderme yapan Bilgehan, "Camiler kışlamız diyen Recep Tayyip Erdoğan nasıl oluyor da camilerin savaş sırasında kışla, cephanelik veya yatakhane olarak kullanılmasını bu kadar eleştirebiliyor?" diye sordu.

İşte siyasetin bitmeyen tartışmalarından İnönü ile ilgili polemikler ve gündemdeki konularla ilgili Bilgehan'ın internethaber okuyucularına değerlendirmeleri:

- İsmet İnönü referandumdan bu yana siyasi polemik konusu. Bir siyasetçi ve özelde İnönü'nün torunu olarak ne hissediyorsunuz?
 Yeter artık diyorum. Başbakan'ın saplantı halinde bir İnönü düşmanlığı var. Başbakan'ın ilk döneminde bu kadar gündeme getirmiyordu ama üçüncü dönemde yüzde 50 oy almışken geriye dönerek ülkeyi vatandaşları bölmeye, bir bölümü diğer bir kesime karşı kışkırtıp kin ve nefret politikası izlemesini son derece yadırgıyorum ve tehlikeli buluyorum.

Başbakanın eleştirdiği dönemlerin büyük bir bölümü aslında Atatürk dönemi. İnönü'yü eleştiriyor ama o bir kamuflaj oradaki hedef Atatürk.

ERDOĞAN VARSA BUNU İSMET PAŞA'YA BORÇLU 

- Geçmiş dönemler siyasette hep tartışma konusu olmaz mı?
Başbakan 30 hatta 70 yıl öncesine dönüyor. Kurtuluş savaşı yıllarına dönüyor. Devrim günlerine dönüyor. İkinci dünya Savaşına dönüyor. Şu anda İngiltere'de seçim olsa ve o seçimde İngiltere Başbakanı dönüp Churchill'i "İkinci dünya savaşında İngiliz halkına nasıl eziyet etmiştir" diye eleştirse o insana normal gözle bakılır mı?

Her dönemin farklı koşulları vardır, farklı gerçekleri vardır. İnsafsız olmamak gerek. Başbakan Erdoğan'ın babası, ağabeyi hayatta kaldıysa 2. Dünya Savaşında bunu savaşa girmeyen İnönü'ye borçludur. Eğer bugün camilerde kesintisiz ezan okunuyorsa yine 2. Dünya Savaşında Türkiye'nin tarafsız kalması vardır. Eğer İslam bu ülkede en iyi şekilde yaşanabiliyorsa bunu İsmet Paşa'ya ve Mustafa Kemal'e borçlu. Bu kadar dindar olan bir Başbakan'ın iftiranın müslumanlıkta en büyük günah olduğunu bilmesi gerekir.

CAMİLER KIŞLAMIZ ŞİİRİNİ UNUTMASIN 

- Camiler ahır yapıldı iddiası doğru değil mi?
Bu doğru değil. Genel başkan son grup konuşmasında bu konuya da açıklık getirdi. Kurtuluş savaşında camiler kışla olarak cephanelik olarak kullanıldı. Başbakan o şiiri okurken Camiler kışlamız demiyor mu? Camiler Kışlamız diyen Recep Tayyip Erdoğan nasıl oluyor da camilerin savaş sırasında kullanılmasını bu kadar eleştirebiliyor. Bu haksızlık.

Hiçbir zaman ahır olarak kullanılmadı. Bu en büyük iftiradır. Asla ahır olmadı. Çeşitli dönemlerde savaş koşullarında kışla olarak kullanılmış. Askerlerin yattığı yer olmuş, sığınak olmuş. Cephanelik olmuş.

İNÖNÜ'NÜN ODASINDAKİ YAZI 

Evinde 5 vakit namaz kılınan İsmet Paşa'nın kutsal dinimize aykırı düşecek bir eylemde bulunması zaten düşünülemez. Ben buna isyan ediyorum. Ben o evde büyümüş olan bir torun olarak bunu söylüyorum. İsmet Paşa'nın ve anneannem Mevhibe Hanım'ın yatak uçlarında "Allah'ın dediği olur" diye bir levhanın olduğunu biliyorum. Sabah akşam onu görerek o odada yaşıyorlardı.

DEVLET DÜZEYİNDE KADIN İSMİ SİLİNDİ 

 
- Meclis'teki kadın milletvekili sayısı arttı. Bu tabloyu nasıl buluyorsunuz?
Son on yılda 10 puan arttı. Ben ilk milletvekili olduğumda yüzde 4.4'tü. Bugün yüzde 14 civarında. CHP yüzde 14. AKP yüzde 13. MHP yüzde 5, BDP yüzde 30. Buradan geri dönüş olmaz sanırım, bir zihniyet değişimi var. Umarım zihniyet değişimi gerçek eşitliğe kadar gider.

Kadın milletvekili sayısının artması olumlu ama iki kadın bakan sayısının teke inmesi de üzücü. İkincisi bakanlıklar arasında tek kadın bakanlığı vardı. Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlığın ismi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı oldu. Yani kadın ismi devlet düzeyinde silindi. Üçüncüsü 128 sayfalık hükümet programında kadına özel olarak ayrılmış tek bir sayfa var. Tek bakan tek sayfa kadının da adı silinmiş... Bunlar olumsuz şeyler.

- Olumlu şeyler yok mu?
Hükümet programında Aile Sigortası adı Aile Destek Sigorta ASDEP olmuş bizim önerilerimiz orada var. Bunu memnuniyetle karşıladım. Kadın bakanı da kutlayan tek CHP'li benim sanırım. Gerçekten bu kadar zor şartlarda kadının adının bile olmadığı bir bakanlıkta kadının sorunları ile uğraşacak. Kolay gelsin diyorum. Kendisine de söyledim, elimden gelen her yardımı yapmaya hazırım.

PANTOLON ETEK TARTIŞMASI... 

- Pavey'le birlikte pantolon-etek tartışması başladı. Sizin bakışınız nedir bu konuya?
Meclis içtüzüğüne uymak gerekir. Uyulması gereken kurallar vardır. Ancak o kurallar asla ve asla Şafak Pavey veya bir başka engelli engelli milletvekili için geçerli değildir...

- Fırsat Eşitliği Komisyonu ismi değişsin dediniz? Teklif edecek misiniz?
Açıkçası adı beni rahatsız etmiyor. Avrupa Komisyonu'nda da Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu var. Ben de onun başkanlığını yaptım. Bakanlığın adının değişmesi daha önemli. Onu önereceğiz. Peşini bırakmayacağız. En azından bir bakanlığın adında kadın olması gerek.

AİLE BAKANLIĞI'NIN İSMİ DEĞİŞMELİ 

- Öneriniz nedir?
STK'ların da önerisi var. Yeni isimler de olabilir ama başına kadın koymak bile yeterli olabilir. Kadın Aile olabilir. Biz orada kadının adını görmek istiyoruz. Neden görmek istiyoruz. İsveç gibi eşitliğin sağlandığı bir ülke olsak böyle bir ihtiyaç duymayabiliriz. Ama BM raporlarına göre Türkiye'deki kadınlar eşitlik bakımından 134 ülke arasında 126. sırada. Çok çok gerideyiz. Demekki kadınları ilgilendiren bir çok sorun var. Cinsiyetlerinden dolayı hakları ihlal ediliyor.

AİLEYİ KORUMA KANUNU DEĞİŞMELİ 

- Kadın cinayetleri gündemde şimdi...
Evet kadınları cinsiyetlerinden dolayı da öldürüyorlar. Burada kadınlara yönelik bir sorun var. o zaman onlara özel yasalar çıkartmak gerekiyor. Şu anda Aileyi Koruma Kanunu var ama yeterli değil. Kadınlar koruma istiyor ama görüyoruz ki emniyet önem vermiyor veya mesai saatlerinde hafta içinde sadece koruma veriyor. Adam da hafta sonu öldürüyor. Bu kadar açık değiştirilmesi gereken sorunlar. Aileyi Koruma Kanunu sadece aile bireylerini ilgilendiriyor. Bunu değiştirmek gerek.

ŞİDDETE ÇÖZÜMDE İSPANYA ÖRNEĞİ 

Türkiye'nin prestiji dünyada artmış, ama nasıl artmış kadına yönelik şiddet son 7 yılda yüzde 1400 artmış. Devlet raporları bunu gösteriyor.

- Son yıllarda kadınlar için önemli düzenlemeler var ancak...
Tabi kabul ediyorum. Bu yüzde 1400 artış biraz da sorunun daha görünür hale gelmesinden kaynaklanıyor. Eskiden de vardı ama dikkate alınmıyordu. İspanya'da da kadına yönelik şiddet çok yüksekti. Bunun üzerine hükümet ve muhalefet eylem planı ortaya koyarak bu sorunu azalttılar. Bu Adem ile Havva'dan beri süren bir dava. Bir anda çözülmesine imkan yok ama zihniyet değişmeli. Adli tedbirlerle tek başına çözülmez. Bunun için okullarda derslere konulmalı. Saygı eşitlik, insan hakları gibi konuların daha ilkokul sıralarında verilmesi gerekiyor.