Kadına yönelik şiddetle mücadele için İstanbul Sözleşmesinin onaylanmasıyla ilgili CHP grubu adına yapılan konuşma... (24 Kasım 2011) - Gülsün Bilgehan, Ayşe Gülsün Bilgehan, CHP Ankara Milletvekili

Kadına yönelik şiddetle mücadele için İstanbul Sözleşmesinin onaylanmasıyla ilgili CHP grubu adına yapılan konuşma... (24 Kasım 2011)

CHP GRUBU ADINA AYŞE GÜLSÜN BİLGEHAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.    

Gecenin bu saatinde çok önemli bir uluslararası sözleşmeyi hep birlikte onaylayacağız. Bugün, biraz öğleden sonra, Avrupa Parlamentosu Başkanını burada dinledik. Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliğinin Parlamentosu. Bizim elli sene, neredeyse elli seneye ulaşan bir süremiz var adaylık için beklediğimiz. Oysa, Avrupa Konseyi öyle değil. Avrupa Konseyi, 1949'dan itibaren Türkiye'nin kurucu üye olarak görev aldığı çok daha geniş bir kurum. Şu anda Avrupa Konseyinin Başkanı bir Türk, Adalet ve Kalkınma Partisinin bir milletvekili ve bu sözleşme de Avrupa Konseyi sözleşmesi. Avrupa Konseyinin 11 Mayısta İstanbul'da imzalanan kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin sözleşmesi. Bu sözleşmeyi İstanbul'da on üç ülke imzalamıştı, daha sonra üç ülke daha imzaladı ama sözleşmenin yürürlüğe girmesi için Avrupa Konseyine üye on ülkenin onaylaması, meclislerinin onaylaması gerekiyor. Şimdi gecenin bu saatinde biz işte bu onaylamayı yapacağız ve bence Türkiye için bu çok önemli, çünkü Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde kadına yönelik şiddetle ilgili olarak mahkûm edilmiş tek ülke.    

Bunun dışında, dün, işte bugün, yarın da konuşulacak; kadına yönelik şiddet hakkında çok gündemdeydi, çok konuşuldu, bir daha o noktalara dönmek istemiyorum. Herkes biliyor ki yüzde 1.400 arttıysa bu sorun gerçekten bir insanlık sorunu bizim ülkemiz için ama başka ülkeler için de böyle.    

Şimdi hep birlikte bu sözleşmeyi imzalayacağız, onaylayacağız. Bu sözleşmenin bugün bu saatte gelmesinin anlamını biliyorum, çünkü yarın 25 Kasım, birçok sivil toplum kuruluşu ve özellikle kadın dernekleri bu sözleşmenin 25 Kasımdan önce onaylanmasını istediler. Güzel yani biz de demek ki bunu yerine getiriyoruz, bu da çok önemli.    

Gerekçeye baktım, gerekçe diyor ki: "Bu sözleşme ülkemize ilave bir yük getirmeyecek, ülkemizin gelişen uluslararası saygınlığına olumlu katkıda bulunacak." Bu da gayet güzel.    

Aslında burada bir çekincem var, onu da söylemek isterim. Birinci bölümüne katılıyorum. Ülkemizin yani gelişiyor mu bilmiyorum ama uluslararası itibarı, saygınlığı var zaten; o saygınlığa olumlu katkıda bulunacak, çok doğru. Ama onun dışında diyor ki: "Sözleşme ülkemize ilave bir yük getirmeyecek." Bence burası hiç doğru değil, çünkü bu çok önemli bir sözleşme, çok önemli bir yük getirecek, sorumluluk veriyor Türkiye'ye yani Türkiye'yle birlikte bütün ülkelere bir sorumluluk veriyor. Bu anlaşmanın önemi: İlk defa bu kadar geniş kapsamlı bir uluslararası sözleşme kadına yönelik şiddetle ilgili bir karar alıyor ve ilk defa olarak devlet bundan sorumlu tutuluyor, yükümlülükleri var, tazminat ödemesi gerekiyor, suçlulara ve mağdurlara destek olması gerekiyor. Yani hakikaten çok kapsamlı. Türkiye'nin de bunu kabul etmesi bence Avrupa Konseyinde çok olumlu bir intiba bırakacaktır. Ben o Konseyin bir üyesiyim, Eşitlik Konseyinin üyesiyim; açıkçası, üstelik de bu onaylamanın belki bu kadar geç bir saatte ama bu kadar kolay geçtiğini de gururla söyleyeceğim. Bunu da ilave edeyim.    

Şimdi, "Sözleşme ülkemize ilave bir yük getirmeyecek." deniliyor. Sözleşmenin bir yeri çok önemli, sözleşme uluslararası bir izleme grubu yaratıyor. Yani bu Avrupa Konseyi sözleşmesi, diğer uluslararası sözleşmeler gibi imzalanıp da kâğıtta kalacak bir sözleşme değil. Bunu vurgulamak istiyorum. Bunun bilincindeyiz herhâlde, umarım bilincindeyiz. "GREVIO" adında uluslararası izleme grubu bu sözleşmenin nasıl uygulandığını araştıracak.    

Dediğim gibi, aslında Türkiye onayladıktan sonra dokuz ülkenin daha onaylaması gerekiyor yürürlüğe girmesi için, ama ilk ülkenin bizim ülkemiz olması çok anlamlı. Bu bakımdan fazla da uzun konuşmak istemiyorum. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin en çok mahkûm ettiği ülke olmaktan çıkmamız gerekiyor. Bu konuda bütün grupların aynı fikirde olduğunu biliyorum.    

Bu yüzden, ben çok büyük bir memnuniyetle Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun bu sözleşmenin kabulü yönünde oy kullanacağını belirtiyorum ve hepinize iyi akşamlar diliyorum. (Alkışlar )