Kültürel Diplomasi Enstitüsü Ankara Konferansı (19 Nisan 2012) - Gülsün Bilgehan, Ayşe Gülsün Bilgehan, CHP Ankara Milletvekili

Kültürel Diplomasi Enstitüsü Ankara Konferansı (19 Nisan 2012)

292208_274974399259705_100002414409998_630698_1748726218_nBilgehan, “ Barışın İnşaası ve Çatışma çözümlerinde Kültürel Diplomasinin etkisi” üzerine konuştu.

CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan, Berlin merkezli “Kültürel Diplomasi Enstitüsü”nün düzenlemiş olduğu “Barış İnşaası ve Çatışma Çözümleri üzerine Ankara Toplantısı” nda konuşmacıydı. Bilgehan’ın konuşma başlığı “Çatışma ve Bellek: Türkiye ve Fransa ilişkilerinde son gelişmeler”di. Bilgehan, yurtdışından özellikle Kültürel Diplomasi üzerine çalışan akademisyenlerin ve uluslararası diplomasi üzerine çalışan kurumların temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Fransa ve Türkiye ilişkilerini geçmişten günümüze önemli noktalarıyla değerlendirdi. Bilgehan, dedesi İsmet İnönü’nün ise 1895 yılında Sivas Askeri Okulu’nda okurken fransızca öğrendiğini, Sivas gibi Anadolu’nun ortasında yer alan küçük bir kentte Osmanlı döneminde okulun dersleri arasında latin harfleriyle güzel yazı anlamına gelen “kaligrafi” derslerinin olmasının, o dönemde Fransız kültürüne verilen değeri ortaya koyduğunun altını çizdi.

Bilgehan: “Atatürk Devrimleri’nin gerçekleşmesinde Fransız devrimlerinin büyük etkisi vardır.” Bilgehan, Fransa ve Türkiye’nin diplomatik ilişkilerinin çok eskiye dayandığını belirterek ilk adımın 1525’te Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1.François ile yapmış olduğu anlaşmaya dayandığını söyledi. 12 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Anlaşması’nın iki ülke arasındaki ilişkiler noktasında çok önemli bir dönüm noktası olduğunu hatırlatan Bilgehan, Lozan Barış Anlaşması sürecinde de dönemin devlet başkanları olan İsmet İnönü ve Raymond Poincaré arasındaki diyalogların altını çizdi ve “Cumhuriyet’in kurulmasının ardından ortaya konan Atatürk Devrimleri’nin gerçekleşmesinde Fransız devrimlerinin çok büyük bir etkisi olmuştur.Bunların en önemlisi ise “laiklik”tir.” dedi.

Geçmişte var olan Türkiye algısıyla, Avrupa’nın bugünkü Türkiye algısını da karşılaştıran Bilgehan, özellikle II.Dünya Savaşı sonrasında Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)’nun kurucu devletlerinin başkanları tarafından Türkiye’nin, Avrupa Birliği’nin bir parçası olarak görüldüğünün ve 1963 yılında Ankara Anlaşması imzalanırken Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ilkesini kabul eden, laik, yüzü Avrupa’ya dönük ve gerçek bir demokrasinin yaşandığı bir ülke olduğuna inanıldığı için Avrupa ülkeleri tarafından kabul gördüğünün de altını çizdi. Bilgehan, bu olumlu tablonun 2003 yılında ilk kez Valéry Giscard d'Estaing’in, Türkiye’nin coğrafik olarak Avrupa Birliği’nin içerisinde olmadığını vurgulayan söylemleri sonrasında değişmeye başladığını ve bu söylemlerin daha sonraki başkanlar tarafından da devam ettirildiğini söyledi. 

563191_274974905926321_100002414409998_630704_731029292_nBilgehan, “ 1915 yılında olduğu söylenen Ermeni katliamı, 2001 yılında “Ermeni soykırımı” olarak tanındı. Ardından, 2006 yılında, soykırım inkarını suç sayan bir yasa teklifi gündeme geldi. O dönemde, iktidar ve muhalefet aynı dava için birlikte mücadele ettik ve bu çok iyi bir örnekti. Bilgehan: “Fransa-Türkiye ilişkileri sözde Ermeni soykırımı tartışmalarına odaklanmamalı.” Bilgehan, “2011 yılında yeniden gündeme gelen sözde soykırımı inkar yasası, farklı partilerden senatörlerin girişimleriyle Anayasa Konseyi’ne taşındı ve Konsey tarafından iptal edildi.” dedi. Bilgehan, Fransa-Türkiye ilişkilerinin sadece Ermeni soykırımı tartışmalarına odaklanmaması gerektiğine dikkat çekerek “Bu tartışmaların yeri meclisler değildir, konunun muhattabı tarihçiler olmalıdır” dedi. 

Konuşmasında, Türkiye-Fransa arasındaki ticari ilişkilere de değinen Bilgehan; Fransa’nın,Türkiye’deki 3.üncü büyük yatırımcı ülke olduğunu ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin 12 milyar avroya ulaştığını söyledi. Türkiye’de 100.000 çalışana sahip yaklaşık 1000 Fransız şirketinin olduğunu da hatırlatan Bilgehan, “ İki ülke arasındaki ciddi boyutlara ulaşmış ticaret hacmine rağmen, Fransız siyasetçilerinin özellikle seçim dönemlerinde Türkiye ile uğraştıklarını görüyoruz.” dedi. 

Bilgehan: “Kültürel diplomasinin kurulabilmesi için evrensel değerlerin benimsenmesi çok önemlidir” 

Bilgehan, konuşmasının sonunda Türkiye’nin konumuna da atıf yaparak “ Türkiye’nin önemli bir coğrafi konumu vardır ve bu konum değişmeyecektir. Fransa ve Türkiye arasındaki ilişkiler nasıl olursa olsun,biz, Türkiye olarak doğu ve batıyı birleştiren köprünün üzerindeyiz. Bizim, iki tarafla da ilişkilerimiz var ancak daha önemlisi evrensel değerleri benimsemektir.İnsan hakları konusunda kültürel ve dini relativizm yapılmaması gerektiğini düşünüyorum.” dedi.